FOTOĞRAF ARKASI YAZILARI 4 / UĞURLAMA ...

 

biri diğerini böyle uğurlayamıyorsa

kimse kimseyi sevmesin dedi kaldırım taşlarından biri ötekine

ve yeni başlayan akşam bi an durdu fark edip olanları

ve önce bi ahh !! dedi ve sonra sustu

çünkü, hoşçakal diyordu iki sevgili birbirlerine …

………………….

“yürüdüm yanında,

adımlarım yetene dek gidişine, seninleyim..

ne çıkar yüzün yerine cama dokunduysa ellerim

bir cam mı olabilecek sanki, seni sevmeye engelim ?

yürüdüm sevgilim

akşam yeni başlamıştı ve sen gidiyordun

sen gidiyordun ve kollarım sızlıyordu içinden

anlıyor musun ?

ve ben kolların böyle sızlayabildiğini daha önceden hiç bilmiyordum..

güle güle sevgilim

içimin çiçek yağmuru

sonsuzluk ihtimali ruhumun

açık olsun bütün yolların

ve bi zırh gibi korusun tüm kötülüklerden

seni sarıp sarmalasın koynumda büyüttüğüm aşkım..

ve incitemesin hiçbir şey

ve yaralamasın hiç kimse

ben ki, artık sana fedayım..

şimdi yanında bi kaç adım daha fazladan kalabilmenin güzelliğiyle uğurluyorum seni tenimin kıyısından

ve bak yapabiliyorum işte

ve korkmuyorum ilk kez

çünkü kaybedecek her şeyimi kendim terk ettim bu defa ben

hem de daha bu aşkın en başından

ve elim ellerindeyken..

………….

yürüdüm yanında …

hissettim yeniden tek bir adımın bile kıymetini sevdiğinle olunca

ve çözdüm göze alamadığım duygularımı birer birer bağlandıkları yerlerden

ve söktüm ruhumu kuşatan bütün paslı hatıralarımı derinlerimden

hissettim aşkı

aşk ki daha keskindi içime atılan bütün düğümlerden

ve kurtuldum

ve arındım

sadece kendim kaldım

ve sonra tuttum bütün ağrılı günlerimden

bi masal örtüsü ördüm ikimize

bir de düş yastığı yaptım

yani boşa geçirmedim uyuyamadığım gecelerimi seni düşlerken

ve koşmadım hemen karanlık kuytularıma yalnızım ben deyip

ve korkularıma yedirmedim senin sevgini

çünkü tanıdım seni sesinden,

sen vardın

bütün yalnızlıklarımdaki kalabalığım

ve bütün kalabalıklardaki diğer yarımdın, ben buna inandım..

şimdi hırsızısın kalbimin

ve tel örgülü yasaklarımın umursamazı

ve serserisi yüreğimin..

sonra sıcağım

ve yağmurum,

ve can suyum,

ve etim sonra

ve tabi ki ruhum 

güle güle sana

güle güle yolcum benim

bu ayrılık biliyorum ki

başlangıcı bir sonraki kavuşmamızın…

……………………

seni tanımadığım zamanlardı,

ben saçlarımı ya anılarıma çözer

yada hüznüme toplardım bilmiyorsun sen..

hem de aynalara bakmadan, öylesine el yordamı, öylesine ezberden

ve bütün sabahlara sadece bedenimle uyanır

ve bakışlarımda bi nemle kapardım gözlerimi

tüm gecelerin bir başına olunca daha da artan siyahlığına en küskününden..

  -iyi geceler duvar,

  -iyi geceler masa,

  -saat

  -çerçevedeki resim

  -ve gün gün eksilen hayat

  -iyi geceler der misiniz sizde bana ?

böyle işte,avuç içi çizgilerimden başka hiç bir şeyim yoktu avuçlarımda

yürek dersen, kırık dökük hatıraların kileriydi

ve doluydu ağzına kadar üstelik,hem dağınık hem de tıka basa

hem neyi alabilirdi ki avuçlarımdan hayat ?

neyimi daha fazla eksiltebilirdi benden yaşamak ?

bir avuç içinin solgun çizgileri

yada mutsuz bir bedenin eti dışında

ne kadardım ki kendim de bana kalan ?

canımı bi ayrılığın uçurumunda yitirmiş sayıyordum o zamanlar ben

ve bir ayrılık bir ömür diyordum en içimden

ve ikisini birbirine bu şekilde düğümlediğimden

tükenip bitsin diye yalvarıyordum her anı içimi yırtarak geçen zamana

ve yalanlar söylüyordum üstelik git gide

tanıdığım herkese ve yakınlarıma..

  -yoo iyiyim ben..

  -hayır iyiyim yorgunum biraz sadece..

  -evet dün iyiydi..

  -evet bu gün de çok güzel..

  -evet mutluyum çok..

  -evet akşam iyi geçti..

oysa değildi hiçbir şey güzel

ve iyi değildi hiç, iyiyim diyen dilin sahibi

yabancılaşıyordum her yeni gün ve uzaklaşıyordum kendimden..

hiçbir yerde yağmasa da

ben sesini duyuyordum sürekli bi yağmurun mesela

sonra hiçbir sebep olmasa da

başlıyordum ağlamaya öylesine herhangi bir şarkının ortasında

ağaçlara özeniyordum örneğin yeşilken dalları

akar sulara imreniyordum akıp gidebildikleri için belkide

ve göçmen kuşların en gıptayla bakanıydım göç zamanları…

oysa şimdi bak senin yüzün bir camın arkasında uzaklaşıyorken

ve üstelik sen  ; içimin titrediğisin resmini bile öperken

yani şimdi özlemini kuşanıyorken ruhuma

ve nefeslerim tutuşuyorken göğüs kafesimde bu ayrılık anının kavuruculuğunda

yine de cesurum ben

yine de mutlu

ve farkında

çünkü sen varsın artık

sen

varsın

biliyorum

tüm mesafelerin kapandığını öğrendiğim kalbimde

ne zaman baksam seni orda görüyorum..

güle güle şimdi sevgilim

güle güle

korkularımla iliştiğim bir ömre tek itaatsizliğimsin benim..

avuçların hep sevecen olsun, olur mu

ve parmakların usul

ve dokunuşların şefkatli

çünkü sevgilim

kalbimi bıraktım artık ne olursa

ben artık senin ellerinedeyim…

………………………….

sen yoktun o zamanlar daha

araçlardan öylesine binip inen biriydim ben iş gidişleri ve dönüşleri..

sonra öylesine karışıp kalabalıklara

öylesine konuşur ve öylesine gülerdim güldüğüm zamanlarda da..

solgundu rengi dudaklarımın ve sönüktü sesi harflerimin

uyumu yoktu mesela

ne kelimelerimin ne de içimin..

akşam üstlerini iş çıkışı diye severdim sadece

mesela bi bardak çay içimi kadarlık zamanlara sığardı

ne varsa bütün güzel şeylerim

ki sonra günlerce, günlerce sürerdi yerine yenisini ekleyemeyişlerim

insan böyle zamanlarda en çok, hayata gücenir bilir misin ?

ve birde insan böyle zamanlar da  en çok içinden kendine incinir

böyle olunca da ben ne yapayım ?

her fırsatta uykulara saklanıyordum ki sen yoktun

rüyalara bile hasrettim üstelik hatırasızdı benim bütün uykularım

yinede sığınırdım kolsuzluğunda hayatımdaki her şeyin

sarılacak bir şeyim yoktu, ben de çaresizce ona sokulurdum,uyku tek unutuşum..

sonra mesela bi suskunluk bile bazen öyle korkutucu gelirdi ki bana

tıpkı gök gürültüsünden korkan bi çocuk gibi ağlardım ben içimin bu sessiz uğultusunda

dedim ya yoktun sen bilmezsin

ki neye ağladığımın bile önemi yoktu belki o zamanlarda

çünkü, en derinime sızmıştı ağırlığı yalnızlığın

sonra komşum olmuştu mutsuzluk bitişikte kapımı açıp kapadığım

ve duvarlarım tek tanığı gibiydi akıp giden günlerimin

duvarlarım ki ailemdi neredeyse hatta bu kadarını bile diyebilirim..

birde pencerem tabiî ki

pencerem benim

hani başka evlerin yanan ışıklarına bakıp iç çekerken

yasladığım başımın çaresizliğini bilenim...

işte ben bütün bunların arasında boğulurken değil

çoktan boğulmuşken hatta sen geldin

ve tutup çektin ellerimi bulanık günlerin derinliğinden

ve öptün nefesinle yeni bi hayat bıraktın dudaklarıma

ve koydun elini kalbimin üzerine

ısındı sonra donmuş kanım senin avuçlarında,

işte bu yüzden avuçların ki artık benim yuvam sevgilim

ve adın, ömrüm

cennetimse, gülüşün

sen şimdi gidiyorsun ya

olsun varsın, git güle güle

biliyorum bu gidişler bi bitiş değil

çünkü kaderim, kederine

çünkü yollarım, yollarına

ve soluğum, soluğuna

çoktan karıştı benim …

…………………..

yürüdüm yanında,

adımlarım yetene dek gidişine..

ne çıkar yüzün yerine cama dokunduysa ellerim

bir cam mı olabilecek sanki, seni sevmeye engelim ?

yürüdüm seninle

akşam yeni başlamıştı ve sen gidiyordun

içimde yeni çiçek açmıştı kiraz dalları

ve o dalların arasında ilk yuvasını yapıyordu iki küçük kuş nasılda heyecanlı

buzu çözülmüştü nehirlerimin sonra

dağlarımın karı erimişti usulca

ve yeşile dönmüştü vadim

ve sen sebebiydin bütün hepsinin..

biliyorum şimdi gitmen gerek

ama olsun

olsun varsın sevgilim

kolayıysa seni yanımdaki varlığında sevmek

ve gelmelerinde vurulmak

ve dokunuşlarında yanmak

kül olmak

sonra savrulmak

kolayıysa seni sevmek, gülüşlerine dokunurken parmak uçlarımla

ve gözlerimle kanmak

ve sonra sarılmak bütün gövdemle

ve sonra kaybolmak seninkinde

ve senle uyumak ve uyanmak her yeni güne

kolayıysa bütün bunlar

kolayıysa sevmek seni yakınlığında

bil ki ben zoruna da artık yürekliyim sevgilim

cesurum uzağına da

ve varım

mesafeler sadece ayaklarıma engel

sense sığdıramadığımsın yeryüzünde hiçbir sınıra..

uzun yağmurlardan sonra gelen gökkuşağım benim

daha adını bilmeden yüzünü camların buğusuna çizdiğim

şimdi gitsen de

nefesim ve bi camın kıyısı kadar hep yakınsın bana..

güle güle sevgilim

içime hoş gelenim, şimdi güle güle

ve bil

ve unutma

seni daha şimdiden

seni daha ellerim bi camda yüzünü severken

ve gözlerim dokunurken gözlerine hala

ve nemin dudaklarımda kurumamışken

gitmemişken sen

ve ben göndermemişken

çok ama çok

ve delicesine

ve yürekten

özledim...

özlendin...

...............

hayat !! lütfen  iyi bak emanetime

ve aşk,

sakla bizi ne olur

kuytularında …

………….

biri diğerini böyle uğurlayamıyorsa

kimse kimseyi sevmesin diye mırıldandı koyulaşan akşam hafifçe

bi esinti duyup bunu, hemen sokuldu akşama

ve yumuşacık dokundu iki sevgiliye ayrı ayrı ve sırasıyla

ve karıştı yine kokuları kadınla adamın

ve birazcık daha uzun sürdü böylelikle

bi akşamın kuytusunda, aşk sızan bi uğurlama …

……………………………….

…………...

*merhaba sevgili blogcu camiası : ) merhaba güzel insanlar : )

Nasılsınız bakalım : )) ne yapıyonuz be : )) bakın size ilgili davranıyorum : ))
hal hatır soruyorum : )

yani direk puan toplamaya : ) doğrudan gole doğru gidiyorum : ))

hayır işe yaramıyosa baştan söleyin ki, hiç birbirimizi yormayalım demi : ))) / dil çıkaran ikon : )) /

neyse kısa hikaye yapalım mı bi kaç tane şöle ortaya  : )))

evet evet hadi yapalım bunu deyişinizi duyar gibiyim : ))

yada…aslında…….amannnnnnnn ne duyması be

nereden duyucam alla sen yaa , basbaya sallıyorum işte : )

duyar gibiymişim : ) yalanın kuyruklusu işte : )

yapmayalım kısa hikaye filan

hatta ben bu arada şu c-box u eklemeyi deneyim

pek bi sesiz kaldı sanki sayfa : (

oysa bi hareket bi ekşın bi bişi arıyo bünye..fakat tam tersi yalnız hissediyoruz bünyemle biz kendimizi bu günlerde…

ilkin eklerken nasıl eklemiştim acep ben bunu c-box ı ? neyse bakarız..

en iyisi bi kaç kısa hikaye yapalım ki az daha oyalanmış

ve az daha günden saklanmış olalım …

.................

HİKAYE – AYRILIK-

kadın, hep yanımda kalacak birini istiyorum ben artık hayatımda ,dedi..

hep yanımda kalacak birisini istiyorum…

adam kısacık bi an durdu yüzü ifadesiz,içiyse üzgündü..

sonra bi parça kağıda çabucak bi satır bişi yazıp katladı ve kadına uzattı..

ve kadın okumak için açarken de kapıya yürüdü ve hoşça kal deyip çıktı..

kadın kağıdı açtı “hep kalırdım belki..hep..ama sen kalmayacak olsam da seviyor olsaydın beni..hoşçakal..bitti…” yazıyordu

……………..

HİKAYE –ASIL AYRILIK-

gecenin kör vaktiydi..adam başını masaya dayamış olduğu yerde uyuya kalmıştı yorgunluktan..

dışarıda bi yağmur az önce başlamıştı ve gittikçe de şiddetleniyordu…

o sırada peş peşe şimşek çakıp gök gürültüleri başlamış

ve küçük,,küçücük bi bebek ağlamasıyla

adam masaya dayalı başıyla daldığı uykusundan sıçramıştı…

koştu hemen yandaki odaya zaten kapısı açıktı odanın

ve küçük yatağındaki en fazla altı aylık olan kızını kucağına aldı

bebek korkuyla yada mutsuzlukla ağlıyordu

ışığı yakmamıştı adam şimşekler çaktıkça perdeleri açık camdan giren ışıkla içerisi gündüz gibi oluyordu…

yavaşça odanın kenarındaki müzik setine yürüdü ve müziği açtı

sözleri olmayan hüzünlü bi müziğin notaları şimdi odaya kadar dolan yağmurun sesine karışmıştı..

adam az daha sıkı sarıldı kucağındaki kızına,küçük başını usulca göğsüne yatırdı

ve gecenin karanlığında usul usul sallanarak minik kızıyla dans etmeye başladı

çalan müziğin,yağmurun ve gök gürültülerinin eşliğinde…

gözlerinden yaşlar süzülürken küçük kızının kucağında yeniden uykuya daldığını fark etti

yavaşça hatta okşar gibi öptü yüzünü kızının adam

ve ürkekçe yeniden yatağına yatırdı…

baktı bi an şimşeklerin ışığıyla aydınlanan kızının yüzüne

tıpkı annesi diye geçirdi yeniden içinden,

ve bi kaç kat daha fazla sevgiyle baktı kızına yeniden…

sonra cama doğru yürüdü

ve başını yasladı yağmurun süzüldüğü cama

gözleri yeniden aktı

ve nefesinin camdaki buğusuna

“tanrım,onu çok özledim…” yazdı

gökyüzüne bakarken önünde hala uzun bi gece

ve gecede çokça yağmur vardı..

…………………….

HİKAYE –KELEBEK –

öyle korkuyordu ki, hiç kozasından çıkmadı kelebek

ve bir günlük ömrünü orada tüketti

bekleyerek…/

neyse bu kadar yeter be : ) sevgiler der ve kaçar bu adam : )

Yorum Yaz